Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2014 Cuma

Nuh: Büyük Tufan (2014) (Noah)

Nuh filmini izlemeye gidecekler bizim inanışımızda ki Hz. Nuh'un hayatıyla karşılaşacaklarını zannediyorlarsa yanılıyorlar. Bunu en baştan söyleyeyim ki bir hayal kırıklığı yaşanmasın. Bu olayı masalsılaştırmış bir film yapmışlar. Bu masalın insanı içine çekip filmi ilgiyle izlememe sebep olduğunu da söyleyebilirim. Yani gidip izleyin, heyecanlı bir hikaye. Ama dediğim gibi hikaye izlemeye gidiyoruz diye gidin. Bu arada üç boyutlu olarak gittiğim bu filmin 3 boyuta yakışır neredeyse tek bir sahnesi yoktu. Keşke biraz daha görselliğe önem verilseydi diye düşündüm. Bu arada kendisini Akıl Oyunları filminden beri çok beğendiğim Jennifer Connelly 'yi gene çok beğendim. Herkese çok güzel bir hafta sonu dilerim :)

6 Şubat 2014 Perşembe

Eyvah Eyvah -3

Eyvah Eyvah 1 ve 2 benim favori türk filmlerim arasındaydı. O yüzden 3 ü dört gözle bekledim. Gene çok güzeldi. Gene çok sıcak ve eğlenceliydi. Ama sanırım bu artık sonmuş. Ona üzüldüm. 10 tane yapsa izlerdim valla :) Belki fikrini değiştirir yapar. Filmin tadı damağımda kaldı . Film bitti ben kalkamadım koltuktan o derece :)
Filmde en çok bebeğin tipine güldüm. Nasıl bu kadar Ata Demirer' e benzer bebek bulmuşlar ya :) Eğer gerçek oğlu olsa sanırım bu kadar benzemezdi :) Ben hiç kaçırmayın derim. Gene harika bir iş çıkarmış Ata Demirer ve ekibi... 

30 Ocak 2014 Perşembe

Frankenstein: Ölümsüzlerin Savaşı

Pazar günü son eğitim günüm şerefine Onur,Güneş üçümüz gittik bu filme. İlk başta bu korku filmi ben girmem falan desem de bilet satan kadının korku filmi değil demesi üzerine bir cesaret girdim. Hakikaten de korku filmi değildi. Macera, aksiyon filmiydi. Saçma sapan kötü görünümlü karakterler vardı tabi :) Ama artık o kadar çok öyle film var ki...Ortalık fantastik film kaynıyor. Alıştık artık onlara. Yolda görsem yabancılık çekmeyeceğim. Mesela "Selam ork. Ben dostum" diye yanına gidebilirim :)
Frankestein'a gelince, daha berbat görünümü olacağını düşündüğüm Frankestein'ı neredeyse yakışıklı yapmışlar :) Buna çok güldüm. Üç boyutlu bir filmdi. Konusu her ne kadar zorlama olsa da aksiyon dolu, hareketli sahneler gene de insanı filmin içine çekiyor. Hadi bu filme gidelim diye evden çıkılmaz sırf bunun için, ama eğer alışveriş merkezindeysen yada canın dışarı çıkmak istiyor da hava buzzz gibi ise gidilebilir :) Ben 10 üzerinden 6,5 veriyorum :)
Bu arada sinema salonları gittikçe kalitesizleşiyor mu yoksa biz yanlış yerler de mi sinemaya gidiyoruz anlamıyorum. En son Armada sinemasından şikayet etmiştim. Şimdi de Cepa...Bunlar da hem aradan sonra hem film başladıktan sonra kapıyı kapatmayı unuttular. İlkini Güneş, ikincisini başka biri kapattı. Ama sorun sadece kapıdan gelen ışık değil ki...Diğer salonlardan da gürültü geliyor. Sesler karışıyordu.İyice gıcık olduk bizde. Valla en güzel sinema evde izlediğin. Gülmeyin bana ama ben daha Geleceğe Dönüş filmlerini seyretmemiştim. İlk ikisini seyrettik evde. Şimdi sıra üçüncüde. Sabırsızlıkla bekliyorum boş vaktimiz olmasını. En güzel sinema evde koltuğunda keyif yaparak izlediğin sinema :)
Eve dönüşümüz de film gibi maceralı oldu gerçi. Filme Onur'un arabasıyla gitmiştik. Gece yarısı çıktık filmden. Arabaya bir bindik araba çalışmıyor :) Garaj bomboş tabi. Taksi çağırdık. Zar zor rica minnet onu o saatte Cepaya sokmayı başardık. Taksiden arabaya akü nakliyesi yaptık ama nafile çalışmadı. Biz de taksiyle döndük eve :)
Haftanın ortasını geçtiğimiz bu gri günün herkes için güzel geçmesini dileyerek gene oradan oraya atlayarak yazdığım yazımı noktalıyorum. Kucak dolusu sevgiler...

13 Ocak 2014 Pazartesi

47 Ronin

Efendisi olmayan samuray demekmiş Ronin. Yani film adı üstünde başsız kalan ve ülkesini kurtarmak isteyen 47 samuray hakkında :) Aslında bunlardan biri gerçek bir samuray değil. Bir melez. Ama iyi bir savaşçı aynı zamanda. Her ne kadar 46 Ronin ilk başlarda bunu hep itip kaksalarda sonra kabulleniyorlar başarılarından ötürü :) Hani bir Son Samuray filmi vardı. İşte tam olarak onun gibi bir film diyebilirim. Ama ben severim böyle filmleri. O nedenle zevkle izledim. Gidip izlemenizi de tavsiye ederim. Film 3D.
Yalnız bu filmi Armada' da izledik ve Armada sinemasından şikayetçiyim. Çünkü filmin başlamasına daha baya varken sıraya girerek az daha filmi kaçırmamıza sebep olacak kadar yavaş satıyorlar biletleri. Ayni zamanda ışıkları kapatmayı unuttular. Bazı insanlar gidip uyardı ve filmi kaçırdılar. Aslında bende başını kaçırdım baya çünkü sinir oldum konsantre olamadım.
Benim Ankara'da en çok sinemaya gitmeyi tercih ettiğim yerler Ankamall (IMAX nedeniyle) ve Bilkent. Armada'da çok acayip denk gelmedikçe bir daha film izlemeyeceğim. Hele Kentpark...O ne biçim perde arkadaş! Benim evimdeki TV ile aynı boydalar :)

31 Aralık 2013 Salı

Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları

2013 kapanışını dün gece harika bir film olan Hobbit le yaptık. Hem de IMAX farkıyla :) Gene çok güzeldi. Çok etkileyiciydi. Ne kadar uğraşmışlar. Sahneler, dekorlar, yaratıklar muhteşemdi. Ya ama insan bir de Gollum koyar üç beş dakika. Ben seviyordum Gollumu. Kıymetlimis kıymetlimis diye dolaşıyordu :) Bir de filmde bizim Lost dizisindeki Kate oynuyormuş :) Güzel kadın doğrusu :) Tam bir elf di anlayacağınız :)
Yalnız sonunu dizi film gibi bitirmişler bir de. Yani hiç olmıycak yerde bitti. İnsan bari bir macerayı bitirir; yeni bir macera başlangıcında keser. Bu resmen ortasında bitti. İnsan gıcık oluyo :)
 
Bir de filmde saçma salak şeyler yapıp gülme krizine girmeyeydik iyiydi ya neyse :) Filmin yaklaşık bir 10 dakikasını çeşitli şeyleri yerde arayarak geçirmiş olabiliriz :) Şöyle ki: Film başlamadan az önce yanımızda oturan çift kavga etti. Sonra kız kalktı gitti. Oğlan arkadaşlarının zorlamasıyla kalktı bir zahmet kızın peşinden gitti. Sonra oğlan yalnız geldi. Gelmiycekmiş kız. Biz de rica ettik cepleri dolu olan 3 paltoyu kızın koltuğuna koyduk. Fırsatçımıyız neyiz :) Tam film başlamak üzere kız kendi kendine geldi. Sonra sinirli sinirli ayaklarımın üstünden geçip güzelce paltolarımızın üzerine oturdu. Ben paltoları almaya çalışırken o da bir yandan oğlanla kavga etmeye devam etti. Sonra ben aceleyle paltoları alınca yere bir şey düşmüş müdür diye yerleri bir talan ettim. Bir miktar birbirlerini cimcikledikten sonra neyseki çok ses çıkarmadan filmi izlemeye başladılar :) Sonra araya çıktım. Ankamall IMAX 2. katta. Ben anlamadım nasıl 5 dakikada hem lavaboya gidip hem de mısır alabilirim ki...Ben sanmıştım ki ara 15 dakika falandır. Sonra bir geldim film başlamış. İnsanları sinir ede ede yerime geçtim ne yapayım :) Sonra bir baktım gözlüğüm yok. 5 dakika gözlüğümü aradık.Yazık Güneş, gözlüğünü bana verip kendisi aramaya başladı telefonuyla. Sonra gözlük Güneş'in kucağından çıktı :) Atıp çıkmışım oraya :) Sonra sakin sakin sinema izlemeye başladık. Güneş çikolatasını bitirince benim mısırımı bitirme noktasına geldi. "Ben de mısırımı yemesene yaaaa" diye gıcıklık ettim :) (Biraz karnım acıktıydı da ne yapayım :) ) Sonra kıyamadım bu sefer de..."Hadi ye ye. Valla ye :)" falan derken eli mısıra çarptı ve tüm mısır Güneş'in kucağına boca oldu :) Bu sefer üstümüzü başımızı, kucağımızdaki paltoları silktik :) Bu esnada erkek arkadaşına sinirli kız bize de üflemeye başladı :) Tabi biz de gülme krizi içindeydik o ara :) Sonra Güneş Onur'a çikolata verirken bu sefer de çikolatayı düşürmüşler...Bir ara da yerlerde telefonla çikolata arıyorlardı :) Sinema bittiğinde kalktığımız yer gerçekten savaş alanı gibi olmuştu :) Herşeyi dağıtmışız :) Biz de bu müthiş filme kendi çapımızda neşe katmış olduk :)
Sanırım Hobbit artık vizyondan kalkmak üzeredir. Bayadır vizyonda çünkü. Ben bu filmi Ankamall IMAX 'te izleme fırsatını kaçırmayın derim :)

26 Aralık 2013 Perşembe

Düğün Dernek

Dün akşam gene bir ailecek film gecesi yaptık :) Onur çok istediği için Düğün Dernek'e gittik. Aslında öyle boş boş gülmek için iyi bir film. İkinci yarısında özellikle baya güldüm :) Ama konuşmalarını pek anlayamadım. Sanırım Sivas şivesiymiş :) Bide o Ahmet Kural'ın tipini ne yapmışlar öyle yaa :) Mimikler falan da zaten süper. İşte mesela Ankara kışında eğlenceli bir cuma geçirmek için ideal bir film olabilir. Haftanın tüm yorgunluğunu boş boş gül at :) Gidilebilir bir filmdi bence. Ama biraz küfürlü falan haa.. Öyle çolukla çocukla olmaz:) O değil de Hobbit'e de gitmek lazım. Ona ne zaman gitsek ki aceba :)

24 Aralık 2013 Salı

Yer Çekimi (Gravity 2013)

Bu filme taa Ekim ayında gitmiştim. Ama tatil yaklaştığı için herhalde arada kaynamış o zamanlar buraya yazmayı unutmuşum. Geçenlerde bir arkadaşımın bloğunda görünce aklıma geldi. Bu filme gittim ama yazmayı unuttum diye. Hala sinemalarda oynuyor mu bilmem ama belki evinizde izlemek istersiniz, bu nasıl filmmiş diye baktığınızda çorbada benim de bir tuzum olsun istedim :) Üç boyutlu izlediğimiz bu film bence güzel, ilginç ve heyecanlıydı. Sadece çok kısa sürdü gibi geldi bana. Eğer izlemediyseniz tavsiye ederim. Yalnız sevgili kocam filmin ilk yarısında bir mantık hatası buldu. Ayaklarına ip dolanmış astronotlar, birbirlerini bu şekilde tutmaya çalışıyorlardı ancak ip gittikçe gerildi ve astronotun ayağı ipten çıktı; astronot uzay boşluğunda kayboldu. İpin gerilmesi uzayda pek mümkün olacak bir durum değil tabisi :) Neyse film işte...Zaten başka bir sorunla da karşılaşmadık :) İzleyin, görün :)

3 Aralık 2013 Salı

Benim Dünyam

Geçenlerde ailecek bir sinema gecesi yapalım dedik. Ama erkekler ve bayanlar olarak ikiye bölünerek :) Onur, babam ve Güneş 'Behsat Ç. Ankara Yanıyor' a ben annemle 'Benim Dünyam' a girdik. Aslında aman ya bu filmi izleyeceğim şimdi üzücü üzücü içime yok yere sıkıntı girecek diye düşünerek gittiğim filmi ben gerçekten çok beğendim. Hatta bir kaç gün ara ara aklıma bile geldi :)
Beren Saat'in oyunculuğunu kimi zaman sevip kimi zaman sevmeyen ben, artık Beren Saat'in çok süper bir oyuncu olduğu konusunda karar vermiş durumdayım. Bu kadar zor bir rol bu kadar gerçekçi nasıl oynanır hayretlere düştüm. Ama herkes 'Filmin başından sonuna ağladım' diyordu; ne annem ne ben ağladık :) Duygusuz muyuz neyiz :)
Kör ve sağır bir kız ile onun hocasının yaşamını konu alan bu güzel filmi herkese öneririm. Filmdeki herkes gerçekten çok başarılıydı. Uğur Yücel şahane bir film yapmış.
Bu arada filmde Beren Saat'in küçüklüğünü oynayan, sonradan adının Melis Mutluç olduğunu öğrendiğim ve filmin neredeyse yarısını tek başına götüren küçük kızın annemle gerçekten kör ve sağır olduğunu düşünüp; film arasında araştırdığımızı itiraf etmek isterim.
Bu kadar zor bir rol bu kadar küçük bir kız tarafından bu kadar gerçekçi yapılamaz. İnanamadık. Sonradan bu küçük kızın ne sağır ne dilsiz olduğunu, hatta Muhteşem Yüzyıl' da Mihrimah Sultan rolünde oynayan küçük kız olduğunu fark ettik :) Neyse çok uzatmadan olayın özeti şudur : MUTLAKA İZLEYİN :)

8 Ekim 2013 Salı

Çılgın Hırsız - 2

Pazar günü kociş ile pazar tembelliğini sonuna kadar yapıp, tadını çıkarttıktan sonra; mayıştık kaldık bir dışarı çıkalım yahu dedik. Mayışma halinden kurtulamayınca, e bari mayışmaya devam edebileceğimiz bir şey yapalım dedik ve sinemaya gittik. Tesadüfen girdiğimiz Çılgın Hırsız - 2 animasyonu tam anlamıyla çok eğlenceli, komik ve üç boyutlu olduğu için benden 10 puanı kaptı :) Büyüklerinde rahatça gidip eğlenebileceği bu filmi herkese tavsiye ederim. Hatta dedik yaa biz bunun birincisine niye gitmemişiz kiii... Güneş'e dedim hemen indirecek evde izliycez :) Bence üçü de çıksın :)
Tüm resimler çok eğlenceli. Hangi birini buraya koyacağımı şaşırdım :) At kuyruklu minik kız harika bir tipleme olmuş :)
Bu sarı tiplere bayıldım.Çok şapşallar!!! 

4 Ekim 2013 Cuma

Malavita : Belalı Tanık

Çarşamba günü eşimle işten gelince evde sallandık durduk. Sohbet falan ettik. Yemek de vardı. Acıkınca ısıtırız diye bekliyordum. Saat oldu sekiz. Güneş dedi, ben bugün sıkıldım hadi dışarıda yiyelim; şiş house a gidelim; sonra da her zamanki klasik sonu yaptık :) Sinemaya gittik. İşin kötüsü girecek bir film de bulamadık. Ama illa da bir filme girmek için zorladık kendimizi. Bilet satan kadının da yönlendirmesiyle Malavita'yı seçtik.
Malavita mafyayı ispiyonladığı için polis tarafından korunan ve sürekli yer değiştirip duran bir ailenin hayatını anlatıyor. Ailenin her bir üyesi de bir birinden feci bela. Sürekli belalı işlere bulaşıyorlar. İşte bu olayların hepsine de tanık sevimli bir köpecik var. İsmi Malavita...
Yani böyle biraz saçma, çocuksu ve düşünmeden izlemek için gidilebilir de demiyim şimdi. O halde de pek tavsiye etmiyorum. Siz en iyisi bu filmi tv de bedava çıkarsa izleyin, yani işiniz yoksa :)
Sevgiler :) Herkesin hafta sonu bu soğuk havaya rağmen güzel geçsiiiin

10 Eylül 2013 Salı

Jobs (2013)

Yeni bir filmle karşınızdayım :) Hafta sonu Güneş ve kardeşimle beraber gittiğimiz Jobs filmi ile...Steve Jobs'un hayatını anlatan bu filmin beni şaşkınlıktan şaşkınlığa ittiğini söyleyebilirim. Adeta Steve Jobs'ı yerden yere vurmuşlar. Yazık ama... Üzüldüm; çünkü Steve Jobs'a olan saygımı bu film adeta yarıya indirdi. Gerçekten Steve Jobs bu filmde ki gibi bir adam mı? Eğer değilse sevgili yakın arkadaşları ve ailesi neredesiniz? Böyle bir filmin gösterimde hala kalmasına nasıl izin veriyorsunuz? Gerçi galiba Steve Wozniak adlı yakın arkadaşı bir tv programında itiraz etmeye çalışmış ama...
Steve Jobs'un gençlik yıllarını anlatan bu filmde Steve Jobs hiç ayakkabı giymiyor ve insanları rahatsız edecek kadar kötü kokuyor; takım çalışması yapamıyor ve beraber çalıştığı arkadaşına ve tüm çalışan diğer arkadaşlarına hakaretler savuruyor; kız arkadaşını aldatıyor; kız arkadaşına ve yakın arkadaşına beraber olduğu kızdan aldığı hapları götürüyor; kız arkadaşını hamile bırakıp ortada bırakıyor; en yakın arkadaşıyla beş bin dolarlık iş yapıp ona yedi yüz dolarlık olduğunu söylüyor ve arkadaşına sadece 350 dolar veriyor; apple da onun eseri olarak bahsedilen projelerin çoğu başarısızlıkla sonuçlanıyor; yükselirken, beraber şirket kurarak büyüdükleri tüm arkadaşlarını satıyor; ve çok enteresandır ki iphone, ipad gibi şeylerden filmde hiç bahsedilmiyor.
Diyelim ki Steve Jobs gerçekten böyle biri...O halde niye böyle bir film yapıyorsunuz? Ben hem şaşırdım hem de üzüldüm. Sonuç olarak dünyada saygı duyulan bir insan... Zaten ölmüş gitmiş. İnsanlığa faydalı bir çok şey yapmış... Ne gerek vardı ki şimdi böyle bir filme....

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Yeni Cennet (Elysium)


Geçenlerde kocişimin uzay gemisinin uzayda ilerleme mantığı veya uzay gemisi yapım aşaması gibi görüntüleri de film de görme ümidiyle gittik. Benim açıkçası çok beklentim yoktu. Çünkü film çok yüksek bir puan almamıştı. Ancak sevdiğimi söylemek isterim. Güzel ve değişik bir film olmuş bence. Konusu değişik. Sonunu başka türlü umuyordum ama beklentimden çok daha farklı oldu. Her ne kadar Güneş beklediklerini bulamasa da onun da beğendiğini söyleyebilirim. Görmenizi tavsiye ederim :)

6 Ağustos 2013 Salı

The Wolverine

 

Geçen cumartesi gittik bu filme. Filme gitmeden önce film hakkında baya bir eleştiri okumuştum. Hatta Güneş o yüzden gitmek istemedi. Çocuk filmi gibi. Gitmeyelim. Başka filme gitsek olmaz mı gibi lafların ardından beni kıramadı; gittik. Ama gittiğine pişman olmadığına eminim :) Ben filmi sevdim. Bence güzel bir film. Birde filme gitmeden önce okumuştum. Bazı insanlar: "Film çok kötüydü. Sonra film bitti. Herkes gitmeye başladı. Ama birden film devam etmeye başladı. Harikaydı. İşte orada filme bittim." gibilerinden bir şeyler yazmışlar.
Diyeceğim şu ki: Film bence güzeldi. Bu yorumu okuduğum için neredeyse sinema salonu boşalmış olmasına rağmen gitmedik. Bekledik. Yalnız ben sonradan devam eden o bir dakikalık kısımdan hiç bir şey anlamadım. Sanırım anlamak için eski Wolverine' ları da izlemek gerekiyormuş. Benim için hiç bir şey ifade etmeyen o bir dakikalık sahneyle kıyaslayıp nasıl böyle tüm filmi kötülemişler anlamadım. Neyse siz bu sondaki bir dakikalık sahneyi anlayamam; eski Wolverine' ları izlemedim diye düşünerek gitmemezlik etmeyin bence...

Bu arada Cepa'nın sinemasını hiç tutmuyorum. Aslında film bitmiyor. Oynayan oyuncuların ismi falan yazmaya başlıyor. Ama hemen sinemadaki ışıkları falan açtılar. İnsanların çoğu bittiğini düşünüp gitti. Son sahneyi göremedi. Halbuki eski Wolverinecılardan anladığıma göre son sahne baya bir önemliymiş :) Ben sadece Wolverine 'ın tekrar çekileceğini anlayabildim :) Niye film bitene kadar ışıklar kapalı durmadı ki... Sonra orjinal diye bilet aldığımız filmi ilk 15 dakika türkçe dublajlı ve ışıklar yanık seyrettik!!! Sonra bazı insanlar gidip şikayetçi oldu da filmi baştan başlattılar... Ben tabi ki Ankamall IMAX i tercih ederim. Ama bize biraz uzak düşüyor. Evime yakın gitmeyi en çok sevdiğim sinema Bilkent. Hem sakin, hem park etmek kolay, hemde kaliteli bence :)

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Pasifik Savaşı (Pacific Rim)


Bu filmde izleyecekler listemin arasındaydı. Gene dünyayı kurtarma üzerine bir filmdi ancak dünyayı kurtarma yollarını diğerlerine göre daha yaratıcı bulduğumu söyleyebilirim :) Bu filmi Ankamall' de IMAX olarak izledik. O zaman daha da bir güzel oldu. Bayılıyorum ben böyle aksiyon filmlerini üç boyutlu izlemeye. Bazı dövüş sahnelerini çok yakından çekmişler. O yüzden üç boyutlu olmasının bu tür sahnelerde pek bir kıymeti kalmıyor. Filmi bütün olarak değerlendirecek olursam; gidilesi ve görülesi bir filmdi bence :) Sırada beklediğim bir film kaldı :Wolverine... O da 26 Temmuzda vizyona giriyor. Hugh Jackman benim en başarılı bulduğum oyuncu bu arada...

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Maskeli Süvari (The Lone Ranger)

 
Gitmeyi düşündüğümü daha önce yazmıştım :) Geçtiğimiz cuma gittik. Gerçi film çok uzundu ve biz de 23:15 seansına gitmiştik. Ertesi gün Güneş'in eğitimi vardı. O yüzden film uzun sürdü stresi yaşayarak izledim maalesef bu güzelim filmi :) Film saat 02:00 gibi bitti.
Son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden biriydi. Klasik bir Jonny Depp harikası diyebiliriz. Onun o Karayip Korsanları filmlerinden alışık olduğumuz kendine has komik hareketleri bu filmde de oldukça fazlaydı :) Çok beğendim. Hani şu hep diyip durduğum başından sonu belli olmayan filmlerden.

Yalnız filmde çok komik bir şey oldu. Öyle ki Güneşle gülme krizine girdik bir müddet. Ben her filme giderken üç boyutlu gözlüklerimizi evde unutuyordum ve her seferinde o gözlüklere yeniden para vermek zorunda kalıyorduk. Bu nedenle evdeki nüfusları da oldukça arttı :) Ama bu sefer gözlükleri unutmamanın verdiği gururla salona girdik ve gözlüklerimizi takıp zevkle filmi izlemeye başladık :) Yaklaşık yarım saat sonra Güneş "Canım film üç boyutlu değil sanırım."  dedi. Aman bir de gözlüğü çıkarıp bir baktım ki üç boyutlu değilmiş :) Koskoca salonda Güneş'le bende bir tek gözlük var. Geç vakit olmasına rağmen de salon baya doluydu. Sonra ayy dedik rezillik :) Baya güldük.

Bizi yanıltan bu filmin fragmanını üç boyutlu izlemiştim; o oldu :) Ama bence bu film kesinlikle üç boyutlu olmalıymış. Büyük eksiklik. Çünkü bir tren sahneleri vardı ki onu üç boyutla izlemek harika olurdu. Ama sonuç olarak çok iyi bir film. Mutlaka gidiniz; görünüz...

2 Temmuz 2013 Salı

Dünya Savaşı Z


Pazar gecesi eğlenmek için gittiğim bu filmde eğlenmek şöyle dursun, gerildim; gerildim. İçime fenalıklar geldi. Film bir an önce bitsin istedim. Dedim biz manyak mıyız? Niye kendimize böyle çile çektiriyoruz. Filmi sevmediğim için mi? Hayır filmi baya sevdim. Güzel bir filmdi bence...Gerilim filmi izleyemem demiyorsanız mutlaka gidin.


Bu filmlere gidiyorum; evet görüntüler, oyuncular falan gayet iyi. Ama fikir yaratıcı değil be arkadaş. Hep aynı aynı... Bıktım valla şu dünya bir kurtulamadı gitti yahu. Siz de diyeceksiniz sen de hiç bir filmi beğenmiyorsun. Daha yaratıcısını yapabiliyorsan onu da sen yap da izleyelim:) Orası da ayrı tabi ki... Ne orijinaldi şu Pi'nin Yaşamı falan...Öyle filmler istiyorum ben. Sonunu baştan bilmek istemiyorum filmin...Ama konusu kitaplardan alınan filmlere, o kitabı okumadıysam bir şey diyemeyeceğim. Ama kitabını okuduğum filmi de beğenmiyorum. Diyorum hiç anlatamadılar ki konuyu. Bu insanlar şimdi anladı mı ki olayları...
Neyse konuyu çok saptırdım. Sanki film eleştirmeniyim de; bu konuda ki görüşlerim de çok önemli :)
Dünya Savaşı Z 'ye dönecek olursam; filmde çok fazla karanlık sahne vardı. İnsan orada ne olduğunu anlayamıyor. Kim kimi ısırıyor? Kim zombi oldu? Bunlar net değil :) Ama siz gene de bir gidin görün derim. Brad Pitt oynuyor.

 
Alt resimde filmde en çok etkilendiğim sahnelerden biriydi.
 
 
Ama tüm gece uyuyamadım. Aptal aptal rüyalar gördüm. O helikopterden indim öbürüne bindim :)

Bekliyorum...



Sinemaya gittiğimde fragmanlarını izleyip güzel olabileceklerini düşündüğüm aksiyon, macera dolu gibi görünen bu filmleri bekliyorum :) Vizyon tarihlerini de yazdım; siz de gidin :)

Maskeli Süvari 5 Temmuz (Jonny Depp)
Pasifik Savaşı 19 temmuz
The Wolverine 26 Temmuz (Hugh Jackman)

13 Haziran 2013 Perşembe

Evde film keyfi

Bizim evimizde kocamaaan bir film arşivimiz var. O yüzden canımız istediğinde açıyoruz arşivimizi, beğeniyoruz filmimizi ve L tipi koltuğun bir tarafına Güneş, öteki tarafına ben oooh, süper oluyor valla :)
Bu pazartesi de The Fountain adlı filmi seyrettik. Aslında böyle bir çok film seyrettik ama ben onları buraya yazmıyordum. Bu filmi yazdım çünkü hem çok beğendim hemde çok değişik. Filmin kategorisini soracak olursanız aşk, gerilim drama, aksiyon :) Valla ne diyeceğimi bilemeyebilirim. Aslında film 3 ayrı hikaye anlatıyor gibi. İzlemediyseniz şiddetle tavsiye ediyorum. Hugh Jackman oynuyor. Gene oyunculuğuna diyecek hiç bir şey bulamıyorum. Her zamanki gibi muhteşem. Eee o halde iyi seyirler :)

5 Haziran 2013 Çarşamba

Iron Man 3

İlk ikisini izlemedim ancak; Cepada ayın filmi olması nedeniyle sadece 5 TL olduğu için, aksiyon filmlerini 3 boyutlu seyretmeye bayıldığım için gittik. Çok beğendim. Son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden biriydi. Ama benim film zevkim normal bayanlarınkine göre biraz farklıcadır söyliyim :) Ben romantik komedileri değil, aksiyon filmelerini daha bir çok serverim :) 5 TL ye harika bir film izleyincede keyfim çok yerindeydi doğrusu :) Eğer siz de aksiyon filmlerini seviyorsanız; Cepa daki bu fırsatı kaçırmayın derim...



20 Mayıs 2013 Pazartesi

Muhteşem Gatsby (The Great Gatsby)



Dün akşam alışveriş merkezine gitmişken eşimin hadi bir sinemalara da bakalım teklifi üzerine, o anda başladığını görüp; oyuncuları da kaliteli diye aniden karar verip giriverdik. Ya artık bu senaristlere falan gerçekten hak verir oldum. O kadar çok film yapıldı ki, adam her seferinde ne bulsun; ne yazsın arkadaş :) Aslında filmin görüntüleri falan oldukça iyiydi; zaten üç boyutluydu. Gene de gidip bir izleyin diyebilirim. Ama bir abartı bir abartı dehşet merak ettiriyorlar seni... Eeee sonra, sonrasında da yaratıcı olsana be kardeşim. Şimdi izlemeyenler için daha fazla gıcıklık yapıp da filmi anlatmak istemiyorum. Konu biraz kısır kalmış ama gene de gidilebilir; görülebilir. En azından oyuncuları iyi :) Filmde kullanılan kostümlere, kadınların o saçlarına bayıldım :)